Kitlesel Haber

ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

ŞEHİT ANASI ve ŞEHİT’inin duyulmayan sesi!

ŞEHİT ANASI ve ŞEHİT’inin duyulmayan sesi!

Tarih 14 Aralık 2009, 02:09 Editör Hakan ASİLTÜRK

ŞEHİT ANASI ve ŞEHİT’inin duyulmayan sesi!

ŞEHİT ANASI ve ŞEHİT’inin duyulmayan sesi!

ŞEHİT ANASI ve ŞEHİT’inin duyulmayan sesi!

’Yine TV ve yazılı basının karelerine girmiş bir görüntü!.. Tüm kanıksanmışlığı ve yaşanmasına alışılmış bir görüntüymüşçesine!..’’


2 Ekim 2007 14:20
font boyutu küçülsün büyüsün


PKK Terör örgütünün kahpece şehit ettiği Çavuş Ali Kadıoğlu’nun cenazesi Osmaniye’nin Bahçe İlçesine getirildiğinde dimdik ayakta duran yedi çocuk annesi Fatma Kadıoğlu o canından çok sevdiği evladının, kınalı kuzusunun bayrağa sarılı tabutuna sarılarak; ‘’ Vatan sağ olsun. Ağlamayın düşmanı sevindirmeyin. Üç oğlum on bir torunum daha var, bu vatan için onlarda feda olsun.Ağlamayın vatan sağ olsun.’’ Bu cümleleri sıralarken o ana yüreğini yakan evlat kaybının o kahredici acısı tüm ağırlığı ile beynine, kalbine kısacası hücrelerinin her birine daha henüz işlemiş olan Fatma ana; asırlar boyunca Vatan ve Bayrak uğruna evlatlarını, kocalarını feda eden Türk Kadınının söylediği o sihirli iki kelimeyi tekrarlıyordu: ’’Vatan Sağ olsun’’. Dünyanın hiçbir ülkesinde ve yeryüzünde yaşayan hiçbir milletin yapısında; kendi evladını, vatan sevgisi ile özdeşleştirmiş ve yaşadığı topraklar uğruna feda etmeyi göze alabilecek bir başka ‘’Ana ‘’ profili bulamazsınız. Bu sadece Türk ulusunun temel taşı olan ‘’ Türk Ana’larına’’ has bir duygudur.Bu mukaddes vatan toprakları uğruna gözlerini kırpmadan vatan ve vazife uğruna seve, seve hayatlarını feda eden Türk insanının, bu nitelikleri değerlendirildiğinde.. Bu ulvi duyguların ve iman zenginliğinin temelinde; millet olabilmenin ve bu milletin tarihsel süreçte yaşadığı mazisi zaferle dolu bir geçmişin, aynı ülkü etrafında kenetlenmiş; dil, din, ırk ve bayrak birlikteliği ile oluşan ve insanlık tarihine yön vermiş bir ecdadın; bizlere emanet etmiş olduğu adaletli yönetim ve kültürel zenginlikler ile bezenmiş tarihsel bir mirasın olduğunu görürüz. Türk Milleti mazisinden devraldığı ‘’Vatan sevgisini’’ tarihinin her sıkıntılı döneminde daima ön planda tutmuş ve gerektiğinde bu sevgi uğruna hayatını feda etmekten asla tereddüt etmemiştir.

Ben bir ‘’Kıbrıs Gazisiyim’’ 26 yaşında iken katıldığım ‘’Kıbrıs Savaşlarında’’; ‘’Mehmetçiğin ‘’ bu iman zenginliğine, vatan sevgisine yakından tanıklık edenlerden birisiyim.. Savaşın en yoğun ve sıkıntılı döneminde Rum’un üzerine korkusuzca giderken bir an olsun bile ölümü düşünmeyen o Koçyiğitlere, cesur askerlere emir komuta etmekten onur duyan bir subay olarak; milletimin bu en önemli hasletini gören, tanıyan, hisseden, bilen ve bu duyguları halen tüm canlılığı ile taşıyanlardanım.. Bu hususta söylenebilecek tek bir şey olabilir: Vatanına ve vatan görevine bu kadar bağlı bir millete dünyanın hiçbir yöresinde rastlanamaz.İşte vahşi batının, ABD’nin ve AB ülkelerinin; Türkiye Cumhuriyeti Devletini tüm uğraşlarına rağmen gerek dışarıdan ve gerekse içeriden ele geçirememelerinin en temel nedeni bu özelliğimizde saklıdır.. Türk Milletinin Vatan Sevgisi bu ülkenin en önemli kalesi olmaya devam edecek ve bu kalenin burcunda dalgalanan şanlı bayrağımıza asla ve asla düşman eli dokunamayacaktır..Peki o şanlı ‘’Ay Yıldızı’’ gönderinde muhafaza etmek adına hayatlarını seve, seve feda eden o Koçyiğitler dile gelseler, özellikle bu dönemde milletimize nasıl seslenirlerdi dersiniz? Yavru Vatan Kıbrıs’ta savaş meydanlarında askerlerinin şahadetini gören ve yaşayan bir komutan olarak. O aslan yürekli, korkusuz yiğitlerin son nefeslerini kulağında, yüreğinde ve beyninde taşıyan ve o aziz bedenlerini mukaddes kanlarına bulanmış üniformaları ile vatan topraklarına emanet ederken; onların duyulmayan çığlıklarında şu feryatların bulunduğunu çok iyi biliyorum..

 ‘’ Ey milletim!.. Ben Mehmet’im .. Mehmetçik diye çağırdığınız ve Türk Milletinin savaş meydanlarındaki kahramanlıklarının simgesiyim ben.. Kanımla , bedenimle özdeşleşen, kaynaşan vatan topraklarından ‘’ Toprak Ana’dan’’ sesleniyorum sizlere.. 20 yaşında ki gençlik kanımla, bedenimle ödediğim vatan borcumu helal ettiğim can bedelimin hakkı ile sesleniyorum sizlere… Neler oluyor canım Türkiye’m de? Nedir bu yaşananlar; ülkemde? Ben bilmem ‘’ ILIMLI İSLAM ! ’’, ‘’ SIKMABAŞ ! ’’, ‘’ STRATEJİK ORTAKLIK ! ’’, ‘’ AZINLIK HAKLARI !’’, ‘’BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ ! ‘’; Neymiş?.. Ben sadece son nefesimdeki o anı hatırlarım!.. Komutanımın, silah arkadaşımın çatlayan dudaklarıma dokundurduğu su damlasını.. Düşmanın kurşunu ile parçalanan bedenimden boşalan kanın vatan toprağı ile birleştiği andır son hatırladığım. Ana kalbinden fışkıran acı ile yoğrulmuş o feryatları da duyamam.. Ama bilirim ki benim milletim yücedir. Şehit’ini canından aziz bildiği, o topraklarda gözü gibi saklar.. Al sancağın gölgesinde ki mezarına sahip çıkar. Kan bedelinin hesabını Düşmanına sorar?.. Duydum ki kanımla, bedenimle şekil verdiğim, ismine de ‘’ Vatanım’’ dediğim bu toprakların üniter yapısını bozmak isteyen ülkeler ve onların işbirlikçileri ; sınırları kanlarımızla çizilmiş yurdumun üzerinde haince planlar yapmaktaymışlar!.. Dost bellediğimiz kimi devletler öyle buyurmuşlar!.. Yurdumun içinde ki bazı densizler de, yaşadıkları bazı bölgelerin kendilerinin kalesi olduğunu dile getiriyorlarmış!.. Yapamazlar.. Ata’mdan yadigar olan ve her zerresinde, taşında toprağında 

‘’ Türk Milletinin’’ kanı ile ‘’ Türkiye Cumhuriyet Devleti’’ yazan vatanımın bir tek zerresinin dahi yapısını bozamazlar.. Kimi siyasiler ise kendi iktidarlarının devamı adına ve gaflet uykusuna dalmışçasına rüyalar görüp; verdikleri beyanlar ile millete yeni bir yapı, ülkeme de yeni bir ufuk getireceklerini söylemekteymişler!.. Uyansınlar bu gaflet uykularından.. Gördükleri rüyaların sonu pek hayırlı değildir!.. Bu vatan toprakları; ‘’Mustafa Kemal’in ‘’ Türk Milleti’ne emanetidir. Bu toprakların asıl sahibi bizleriz.. Bedenimizle kök saldığımız bizler.. Bizleri bu topraklardan söküp atabilirler mi? Kanımızla yoğrulan bu topraklara yeni bir şekil verebilirler mi?.. Bayraktarın elinden Al sancağı alabilirler mi?.. Tüm bunlara muvaffak olsalar bile!.. Mezarımızı kazısalar !.. Bedenimizin son parçalarını da söküp atsalar!.. Ya yaşananları? Ya tarih sayfalarına kanımızla yazdığımız o günleri de kazıyıp atabilirler mi?.. Atabilir misiniz?..

Ey Milletim!..
Beni bu topraklardan söküp atsalar bile, sen gönlüden, beyninden söküp atabilir misin?.. Sen tüm yaşananları bir kalemde silip atabilir misin? Onlar silip atsalar bile! Sen sonu belli olmayan bir AB macerası uğruna, ABD ile stratejik ortağız diyerek tüm bu dayatmaları sinen de barındırıp; hiçbir şey olmamışçasına duyarsız kalabilir misin?.. Ben Şehit’in Mehmetçik!..’’ 

İşte o yüce şehit cenazelerinde bir yiğitlik abidesi olarak duran Ana’ların ve vatan uğruna feda ettikleri evlatlarının; kan ve can bedellerini de bu topraklara ve onu sarmalayan ay yıldızlı sancağımıza helal ettikleri ‘’ Şehitlerinin’’ Duyulamayan!.. Duyamadığımız çığlıklarının yansıması bu cümleler olabilirdi diye düşünerek, ya da içimden gelerek yazdığım bu satırları; kimileri hamaset kokan, vatan millet söylemleri diyerek yorumlayacak!.. Ya da bir göz atıp unutacaktır!..

Ancak unutulmaması gereken yegane şey.. Vatanımızın üzerinde dolaşan kara bulutlardır. Ve bu bulutların içerisinden çıkabilecek olan tehlikenin boyutlarının iyi bir şekilde değerlendirilebilmesidir!.. Dünyanın en riskli bölgelerinin kesiştiği yerlerin odak noktası olan TÜRKİYE; Ortadoğu’nun  yeniden şekillendirildiği ve bu şekle yön veren aktörlerin; yani ABD ve AB’nin oynamış olduğu oyunları ve kendisine yönelik senaryoları iyi bir şekilde değerlendirmelidir. Kendisine uygun olan en iyi hal tarzını bularak halen yaşamakta olduğu sıkıntıyı aşamıyorsa! Bu sıkıntıları aşabilmesi için 84 yıl önce yaşananları bir kez daha tahlil etmeli ve devletimizin kurucusu olan ULU ÖNDER ATATÜRK’ün İLKE ve DEVRİMLERİNE dört elle sarılarak elde edilen tüm kazanımlardan bir santim dahi ödün verilmemelidir. Zira ülkemize yapılan tüm dayatmaların hal tarzı bu devletin kuruluş felsefesi olan ‘’ KEMALİST’’ düşünce yapısında saklıdır.. Ama bu ülkenin mayasında saklı olan bir şey daha vardır ki!. O da ŞEHİT MEHMETÇİĞİN söylediklerinde ki ‘’VATAN AŞKIDIR’’ Bu sevdayı hiçbir güç göz ardı etmemelidir !..

Bu haber 124 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Mehmetçik Haber

Yine kara haber

Yine kara haber Yine kara haber

Şehitlerin ağlatan öyküsü

Şehitlerin ağlatan öyküsü Şehitlerin ağlatan öyküsü
GAZİNİN DRAMI...08 Mart 2010

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

Sitenin Tüm Hakları Saklıdır 2009 - İzinsiz Kopyalanamaz
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu